26 Şubat 2015 Perşembe

Hüzünlü Bulutlar

Kaldırımın üzerinde parmak uçlarımla çizgilere basmadan yürümeye çalışırken yağmurun ensemden içeri girdiğini hissediyorum. 
Ürperiyorum. 
Omuzlarımı boynuma çekiyorum. 
Kendimi sıkabildiğim kadarıyla sıkıyorum. 
Yağmur; herkesçe bilinen bulutların bi bakıma ağlaması. 
Ağlayan her şey benim hiçin hüzün demektir. 
Hüzüne boğuluyorum. 
Yüzümü gökyüzüne çeviriyorum. 
Damlaların gözlerime gözyaşı olmasına izin veriyorum. 
Yanaklarımdan süzüldükçe,
içim eriyor,
canım acıyor..
Yutkunuyorum boğazımda düğümlenmiş tüm gözyaşlarını. 
Yağmurun yüzümde bıraktığı her bir damlanın tükenmişliğini hissediyorum. 
Toprak kokusu etrafı kaplarken kışıma bahar gelip
En güzel busesini bırakıyor yanaklarıma. 
Gözlerimi açıyorum 
Gözbebeklerime düşen yağmurların göz bebeklerimi yakmasına izin veriyorum
Tepemdeki kara bulutların biriktirdiği duygu intiharı değil miydi bu damlalar?
Fazla dolmuşluk? 
İçinde biriktirdiklerini taşıyamamaktı bir bakıma. 
"Merak etme, ben taşırım senin yerine" diyorum istemsiz bi şekilde. 
Gökyüzüyle konuşmamı garipseyen müsvettelerin bakışları üzerime dikiliyor..
Avuçlarımı semaya kaldırıyorum tüm ağırlığını hafifletmek için..
Avuçlarıma doldukça gözyaşları yüzümdeki hüzün garip bir mutluluğa dönüşüyor. 
Gülümsüyorum bulutlara karşı.
Huzurla kaplanıyor sanki tüm kalbim. 
Acısını paylaşıyordum tüm dünyanın sahip olduğu en güzelliğin
Rahat mısın gökyüzüm? 
Açar mısın şimdi bulutlarını üzerimden? 
Aç ki huzurla dolsun şu kara bulutlu yüreğim.. 
Aç ki bitsin beni boğan tüm anılar..
Aç ki terketsin beni şu üzerimdeki ağlamaklı haller..
Aç ki gözlerime gözyaşı yerinde senin maviliğini sığdırayım.. 

..



13 Şubat 2015 Cuma

yorgun bi'çare işte

Nasıl hissediyorum bu sefer biliyor musun?
Bıkmış. 
Her şeyden hemde. 
Zerrelerime kadar bıkmışlık hissi yayıldı. 
Pes ettim her olanaksız duruma
Boş bir odanın içinde yankımı yakalamaya çalışıyorum. 
Bağırıyorum, tutamıyorum. 
Yine bağırıyor
Yine tutamıyorum. 
Taa ki ses tellerim parçalanıp kopana kadar 
Artık ne mecalim var bağırmaya
Ne de sesimle çıkacak bir kaç nota. 
Kulaklarımı dünyaya karşı tıkadım. 
Ne olup bitenden haberdar olmak istiyorum 
Ne de ondan..

İçimden gelmiyor değil,
Yığıldığım mekanımdan sıyrılıp koşmak..
Olmuyor,
Kalkamıyorum. 
Üzerimde bıkmışlık hissinin verdiği o ağırlık var. 
Sanki bi' papatya yaprağıyım. 
Ya seviyorum
Ya sevmiyorum. 
Ya gidiyorum 
Ya kalıyorum. 
Bıkıyorum. 
Ellerim yine yanıma düşüyorlar. 
Mecalsizim. 
Hissizim. 
Sessizim. 
Yere odaklanıyorum. 
Karne yüzünden azarlanan çocuk gibi halıya odaklıyorum kendimi. 
Ve daha sonra hiç görmemiş gibi desenlerde gezdiriyorum gözlerimi. 
Gözlerim yoruluyor. 
Kapatıyorum gözlerimi. 
Kirpiklerimin yanağıma değişi ile gıdıklanıyorum. 
Yüzümde hafif bir tebessüm beliriyor gibi oluyor. 
Sonra vazgeçiyorum. 
Gülmek de gelmiyor içimden. 
Yine ve yine, 
yalnız kalıyorum benliğimle. 
Ve her zaman ki gibi,
olduğum yerimde sayıyorum. 
1-2-3-4-5-6-7-8-9-10suz. 

5 Şubat 2015 Perşembe

Okyanus

Bembeyaz kağıtların üzerindeki siyah leke gibi hissediyorum kendimi. 
Sanki şu lanet olası dünyayadaki bir gerizekalı benmişim gibi!
İnsanlara ne çabuk kanıyormuşum,
ne çabuk aldanıyormuşum
ne çabuk güveniyormuşum. 
Gözümü kapatıp görmemeyi tercih etmişim
Sevdiğini, sevildiğini hissederek koşmuşum tüm o okyanusları. 
Batmak varken koşmak niye o koskoca masmavi okyanusun üzerinde? 
Görsem de zararlarını aldırmamışım. 
Keşke aldırsaymışım. 
Bi limanda durup soluklansaymışım. 
Ölmek yerine görmeyi tercih etseymişim
Onu bulmaktansa kendimi bulsaymışım. 
Bi müddet sonra yorulunca
Koşmaktan vazgeçiyorsun. 
Sonunu bilmene rağmen pesediyorsun. Bırakıyosun kendi o sonsuz boşluğa. 
Soğuk
Fazla soğuk. 
O sonsuzluk sandığımdan daha korkunç soğuk. 
Tüm o soğukluğu iliklerime kadar hissediyorum. 
Boşluğa düşerken bedenim
Sanki boşalıyor tüm o zihnim
Masmavi o sonsuz okyanusum
Battıkça kararıyor. 
Kollarımın arasından soğuk su geçtikçe
Titriyorum
Anılarım da geçiyor 
Ve en derinde, 
O simsiyahın içinde,
hiçleşiyorum. 
Uzaktan güneşin kararışını izliyorum. 
Su soğuyor,
Ben üşüyorum. 
Bak, en dibe batıyorum. 
Tebrik ederim,
Hep bu değil miydi amacın? 

-

2 Şubat 2015 Pazartesi

hiç'sezi.

Bu yazı bazı beyin mağduru, duygularını tam bilmeyen insanlar için yazılmıştır. Kişilerle veya kurumlarla alakası vardır. 

Genellikle insanlar "iyi değilsin bunu sezebiliyorum" gibi saçma sapan bir tribe girerler. Ben miyim şu hayatta tek hiçsezili insan? Bi insanın yüzüne bakınca onun durumunu, halini, içinde yaşadığı fırtınaları her şeyi görebilirim fakat sezmek benim için ayrı bir dünya. Sezmek bir insanın içine sızıp onunla yaşamaktır. Sen benim hayatımla alakası olmayan insan, benim hakkımda nasıl böyle kesin kararlar verebiliyorsun? "İyi değilsin" , "Üzülmüşsün, sezdim ben" , "seviyorsun sezdim ben" , "unutmuşsun sezerim ben"   İçimi bilmeden kendi çapında yorum yapan insanlarla doldu her bir yanım. Sadece bir tek isteğim var hepinizden. Sizde benim gibi kendi hiçsezinizi oluşturun ve başka insanlar hakkında bir şey sezip, yorum getirmeyi bırakın. Karşınızdaki ile hiçbir bağınız yoksa, onu tanımıyorsanız eğer onun hakkında sezmeyin. Beni tanımadan, benimle konuşmadan arkamdan konuşmayın. Beni sezmeye çalışmayın. İnsan seçin. Herkese yorum yapmayın. Yazıyorsam ben bu satırları hiçsezi diye bir durumun olduğundan bahsetmek içindi. Bilginize. 

1 Şubat 2015 Pazar

Pembe yapraklı kış çiçeği.

Ağlama krizi ile gülme krizi. 
Şu iki hastalık arasındaki o ince çizgide ben varım işte. 
Boşluk krizi. 
Ne mutlu olabiliyorum ne de dibe batıp çıkmaya çabalıyorum. 
Öyle bir yer ki benim yerim birbirine bakan iki aynı kutup mıknatısının ortasındaki toplu iğne gibiyim. 
Boşluğun nirvanasını yaşarken beni bu iğrenç histen kurtarabilecek ne bir güç var ne de bi his. 
Ya bu içimdeki boşluk boşvermişlikse? 
Dünyayı o kadar masum şekilde s*ktirettim ki en ufak toz tanesi konamıyor bana. 
Herkese iyi olduğumu söylüyorum fakat hissetmediğin bir bedeni, bilemediğin bir benliğin iyiliğini veya kötülüğünü nasıl hesaplayacaksın ki? 
Kış çiçeği gibiyim. 
İnsanlar görüyor açtığımı ama umursamıyorlar. 
Halbuki ilkbaharda açsam nasıl severler beni. 
Ben hep kış çiçeği oldum ve hep olacağım. 
Hiç bir zaman görünmeyen karların altında kalmış pembe yapraklı kış çiçeği. 
Ah! Özür dilerim. 
Düzgün tarif edemedim kendimi. 
Ihım ıhım,
ben boşluk krizindeki o nadir görünen  pembe yapraklı kış çiçeği
Ara sıra uğrayın,
 beklerim